9 Eylül 2015 Çarşamba
Kara günler...
09:26
Unknown
Bir evlat...bir can...bir ömür sadece onu düşünerek yaşayacağın bir hayat başlar..ve son, elinden kayıp giden yavrun.Bu ana nasıl feryat etmez bu baba nasıl içini çekmez, vatan sağ olsa ne farkeder dünyaları bitmiş yıkılmışken...Bir çocuğunu kaybetmiş ana babaya başın sağolsun diyemiyoruz çünkü biliyoruz ki pek sağ değil.Bu yürekleri yakanlar ne bu dünyada ne mahşerde Allah'a, o ana babaya, o ailelere hesap veremeyecekler.Bir hiç uğruna aldıkları canların hesabını asla veremeyecekler.Siz kim oluyorsunuz da bu hakka sahip oluyorsunuz insan lafzını yakıştıramadığım mahluklar...
Biz bu ülkenin her karışını nice şehitlerle, atalarımızla kazandık.Benim ülkemde benim insanım gibi ol yoksa DEFOL !
Canımıza yetti artık, her bir şehit için biz kendimizi harap edip canımıza cam kırığı değmişcesine ağlıyorsak n'apsın şehitlerimizin, vatan evlatlarımızın ana babaları.
Bir şehit gidiyor arkasında bir eş, bir yetim..Bir şehit gidiyor, arkasında gözü yaşlı anacığı...Bir şehit gidiyor kardeşim o benim canımm diyen ablası, ağabeyi..Bir şehit gidiyor bütün ülke gidiyor, bayrak git gide kırmızılaşıyor, bayrak gürlüyor, hırçınlaşıyor, öfkeyle dalgalanıyor.Yeter artık bu kadar yiğit diyor, haykırıyor.
Güzel ülkem, güzel yürekli insanlar Allah'a dua edin nice canlar gitmesin.Allah, elleri açık görsün yeter, o çok sabırlı elbet cezasını vereceği günler var ama bizden de sabır bekliyor, O'na güvenelim,, dua edelim, fitne fesat çıkarmak isteyenlere izin vermeyelim.
ŞEHİTLERİM, YİĞİTLERİM, hakkınızı helal edin, bu ülkede emeğiniz tartışmasız, siz bizi korudunuz, Allah da sizleri korusun, ölmediniz, şu an cennet bahçelerinde huzurdasınız biliyoruz.Biz sizin hakkınızı asla ödeyemeyiz...
Rabbim geride kalan ailelere sabır versin, ne söylenir ki...!
4 Eylül 2015 Cuma
Bir 5 EYLÜL Meselesi
15:00
Unknown
Bir evlilik kolay gerçekleşmez.İki insan birbirini sevecek, tanıyacak, aynı evi paylaşmaya karar verecek, aileler onay verecek ve dahası...Belki bunları düşünerek çoğu insan evliliğe uzak duruyor ama gelin görün ki bunların hepsi Allah'a inanıp güvendiğimizde bir bir, kendiliğinden oluveriyor.Yanınızda, kalbinizde bir insanın varlığı bambaşka.Sevmekten korkmayın, sevdiğinizi söylemekten hele asla korkmayın hayat o kadar kısa ki yanımızdakilerin kıymetini bilmek, bir ömre imza atmak yaşayabileceğiniz en güzel şeylerden biridir kanaatimce.
Biz nasıl evlendik...10 sene önce başlayan arkadaşlığımız son 3 senesinde dallanıp budaklanmıştı, yavaş yavaş çiçek açıyordu farkına varmak güç olsa da...Bir sabah bir mesaj alıyorsunuz ve nasıl bir cevap vereceğinizi bilmeden düşünüyorsunuz, evet benim de içimde duygular oluşmaya başlamıştı aşk ve mantığı bir arada kullanabilirdim, seviliyor ve seviyordum...İşte asıl serüven burdan sonra başlamıştı.Bir 5 Eylül günü "dünya evi" dedikleri eve girdik.Her şey gönlümüzceydi çok şükür, iki güzel ailemiz vardı, Allah'a ne kadar şükretsek azdı...Sonrası, Ankara'nın soğuk havalarına alışkın olmayan bir gelin ve sık sık üşüten bir hali...Köy tavuğuyla suyuna çorba yapıp içine maydonozları bütün bütün (nerdeyse :D ) katan sonra bu üşütük geline içiren bir eş :) Bu bile şükür sebebiniz olmalı hayattta...
Bu masalın detaylarına çok girmeyeceğim herkesin bir masalı var, o masalınızı her defa okuyun farklı tatlar alacaksınız başka şeyler keşfedeceksiniz.Evliliğinize renk katın, kavgalar da katın, kahkahalar da...Çünkü biri olmazsa eksik kalır, yolunu bulamaz, kaybolur evlilik...
Bizden size selam olsun, bir Akdeniz yapıp döneceğiz...Sevgiyle, mutlulukla, huzurla kalın ;)
3 Eylül 2015 Perşembe
Papatya Çayı Vazgeçilmezim
07:10
Unknown
Şöyle ağrıların dindiği, hafiften tatlı uykunun estiği o anlara kim hayır diyebilir ki?
Kimse diyemez bence, bunun da öncülerinden biridir papatya çayı.Keşfim yenilerde de olsa önceden de bir düşkünlüğüm vardı papatya çayına ama şimdilerde vazgeçilmezim diyorum bakın.
Kimse diyemez bence, bunun da öncülerinden biridir papatya çayı.Keşfim yenilerde de olsa önceden de bir düşkünlüğüm vardı papatya çayına ama şimdilerde vazgeçilmezim diyorum bakın.Özel gün sancılarınız sizi sizden alıp başka diyarlara götürüyorsa mutlaka bu çayı bir deneyin.O ağrının hafiflediği ve uykunuzun gelip de rahat uyuduğunuz o anı hiçbir şeye değişemeyeceksiniz...
Papatya çayı sadece özel günleriniz de değil karın ağrısı, gaz sancısı, mide sancıları, ağız yaraları gibi birçok derde deva aynı zamanda.Zaten bitkilerin gücü tartışmasız biliyorsunuz.Küçükken babam her ay bir bitki keşfeder, aktardan alır denemeye koyulurdu biz de gülerdik demek ki zaman bize de bitkinin gücünü öğretti artık ben de araştırır oldum ne yalan söyleyeyim :)
Dün akşam itibariyle yine midemin sancısından kıvranıyordum internette araştırırken bu ağrının da çaresinin papatya çayı olduğunu görünce sevindim tabi evimde bulundurduğum için gece vakti zorda da kalmadık, hemen eşim o mis gibi çayı hazırladı içtim ve rahat bir uyku çektim.O arada ne rüyalar görmüşüm, derin uyuyabilmişsem demek ki :)
Ben "Doğadan" marka kullanıyorum.Aslında aktardan alacağınız has papatya daha makuldur fakat süzme derdi olmayınca bunu daha sık bulunduruyorum.En sevdiğim "Tantitom" fincanıma da pek bir yakışıyor rengi.Beyazlar içinde sarı papatya, ah şu papatyalar falları bile var :)
Evet sevgili okuyucularım bi nebze de olsa papatya çayıyla gelen ferahlığı anlatabilmişimdir umarım sizlere, hayatınıza doğallık katın, seviliyorsunuz ;)
Siz de farklı bitkilerin güçlerinden haberdarsanız yorumlarda bizimle paylaşmanızı isterim.Paylaşmak güzeldir...
2 Eylül 2015 Çarşamba
Çocuğunuz Büyürken...
15:52
Unknown
Bugün biraz size mesleki anlamda bildiklerim ve hayattan da öğrendiklerimle ortaya karışık bir şeyler yazmak istedim.Bu konuya ilgiliyseniz zaten iyi bir anne babasınızdır ama hepimiz de eksiklikler olabilir hepimiz de hatalar olabilir mühim olan büyük yaralar açmadan çocuklarımıza güzel örnek teşkil etmektir diyerek konuya bir giriş yapayım.
Öncelikle hepinizden ricam şu soruları kendinize sorun:
1-Çocuğuma yeterli bir ebeveyn miyim?
2-Çocuğuma gerektiğinde arkadaş gerektiğinde anne/baba olabiliyor muyum?
3-Çocuğuma yaptığı hatalardan ötürü kızıyor suçlayıcı ifadeler kullanıyor muyum?
4-PEKİİİİİ Çocuğum bizleri örnek alıyor biz iyi birer örnek oluyor muyuz?
Bu sorulara kendinizden emin bir şekilde "EVET"yanıtı mı verdiniz? Gerçekten verdiyseniz tebrik ediyorum sınavı geçtiniz :) Aslında hiçbirimiz dört dörtlük değiliz biz de hatalar yapıyoruz.Ama söylediğim gibi büyük yaralara yol açmadan yapalım bu hataları n'olur...
Çocuklar lastik gibidir ne tarafa eğerseniz o tarafa gider, çocuklar su gibidir hangi kaba koyarsanız şeklini alır, çocuk bahçenin en çok su isteyen çiçeğidir emek vermezseniz solar, bütün bunlar yeterli mi elbette hayır çocuğa sevginizi vermezseniz yok olur gider bundan şüpheniz olmasın.Misal, bunu yapılan bir araştırmayla dayanaklandırayım; bir çocuk esirgeme kurumunda yapılan bir araştırmayla çocuklara bütün ihtiyaçları sunuluyor.Bakımından tutun da yemesine içmesine her şeye dikkat ediliyor saati saatine... Çok geçmeden bu bebekler teker teker ölüyor ne yazık ki neden biliyor musunuz?
Cevabı çok net açık aslında: SEVGİSİZLİKTEN.
Bir bebek ait olma, ilgi, sevgi ihtiyaçlarını görmüyorsa yaşayamıyor.Bebekken, daha hayatı hiç bir şekilde anlamazken bu durum böyleyse çocukluk dönemlerinde nasıl izler bırakır acaba demekten alamıyorum kendimi.
Çocuğunuzla arkadaş olun ! Arkadaş olacaksınız evet ama bu lakayıt bir arkadaşlık değil yeri geldiğinde yine bir ebeveynsiniz, kurallarınız mutlaka olmalı, size derdini anlattığında suçlamadan yapması gerekenleri gerekçeleriyle anlatacak güzin abla modelli bir arkadaş olmaktan bahsediyorum.
Çocuğunuzu fanusa kapatmayın! Onun büyüdüğünde neden girişimci, özerk bir birey olamadığını görmek istemiyorsanız ona bağımsızlığını ilan edecek alanlar oluşturun.Eviniz de sokakta, parkta ona değer verdiğinizi, onun başarıyla üstesinden geleceği fırsatlar çıkarın.Erken demeyin eline para verin bakkaldan bir şey alıp mutlu olduğuna şahit olun.Küçük ama etkili fırsatlar unutmayın.
Çocuğunuza güzel örnek olun.Sakın ola ki "benim zamanımda..." cümlelerini konuşturmayın.Sizin zamanınız değil bir çocuk sadece kendi zamanını yaşar, kendi hataları vardır, kendi pişmanlıkları, kendi sorumlulukları çünkü o tek, biricik...Çocuğunuzun çizdiği resimde el ele olmak istiyorsanız önce kendinizi eğitin sevgili okuyucularım,biricik ebeveynler, geleceğin anne babaları hayat çocuklarla güzel onları seviyorsunuz ve sevginizi bol bol gösterin, hiç kimseden çekinmeden bol booool sevdiğinizi söyleyin, öpün.Sevgiyle kalın,çocuk gülüşleriniz olsun ;)
1 Eylül 2015 Salı
Karpuzlar Boşa Gitmesin Bari :)
17:34
Unknown
Bizim bir Yakakentimiz(Samsunun bir küçük sahil kasabası) var ah sormayın (bir ara mutlaka tanıştıracağım siz değerli dostlarımı) lisanı tektir :).Karpuz deyince aklıma hep Yakakent'in pazarcı abisinden doğan bir hikaye gelir aklıma katıla katıla gülerim tutamaz beni kimse :D Her neyse anlatayım 5 6 sene öncesi yaşanan bir olaydır.Hiç pazar kültürü olmayan gencırlar yani genç takımı biz bir gün nasıl oldu da pazara gitme kararı aldık bilmiyorum, oraya gelemeyeceğim bu yüzden, gittik işte.Karpuzların önünde durduk hay allah onlar bize bakıyor biz onlara bakıyoruz ya nasıl olacak bu iş eve götürürsek kelek çıksa ne demezler bize.Taa küçüklüğümden yaşamışlıklarım var ne bakkal maceralarımız vardır aklıma geldikçe geliyor konuya atlamayayım napıyorum, toplanıyorum hemen.Abiye dedik "ya hu biz seçemeyeceğiz galiba bir sen bakıversen hayrına" o da baaşladı karpuzlara sıradan narin dokunuşlarla vurmaya her vuruşta "abaaa bunun içi geçük" "abaaa bunun da içi geçükk" tekrar tekrar "abaaaaaa bunun da içi geçük" şu an adamın yüz ifadesi, sesinin tonunu duyamadığınız için üzülüyorum aslında çünkü burda içi geçük olan kendisiydi fakat farkında değildi içi geçük abimiz :D Her neyse biz daha fazla denemesine müsaade etmeden bir ömürlük içi geçük gülüşü de yanımıza alarak ordan ayrıldık.
Gel gelelim yaz bitti nooolcakkk bu içi geçük karpuzlar sorarım size.Atmayın yazıktır bakın bir tarifim var hemen yapın hala buz gibi bir şeyler içme şansınız varken için en doğalından.
Karpuzları dilimleyin bir güzel rondaya atın.İçine iki, üç -keyfinize göre artık-limon kabuğu rendeleyin ayıca o limonları da sıkıp suyunu rondunun içine katın bir miktarda şeker bu da keyfinize göre olmalı artık göz kararı diyelim bir güzel çekin rondada.Karpuzların çekirdeklerini çıkarmakla sakın ola ki uğraşmayın.İlk yaptığım da öyle yapmıştım ömrümden ömür gitti.Zaten en son çektikten sonra süzüyoruz bir güzel o çekirdekler hiç parçalanmıyor zaten rondadayken o yüzden süzmekte problemli olmuyor.Afiyet olsun.Bir sonraki karpuz sezonuna güzel şeyler düşüneceğim.Biten karpuz sezonu olsun yenisi de açılacak insallah üzülmeyin karpuzcular :))
Eylül Ne Getirdi Bize Ne götürdü Bizden...
07:20
Unknown
Eylül benim için inanılmaz değerlii bir aydır.Söylerken bile daha ilk hecesinde neler hissettirir yüreğime hangi manaları çağrıştırır bilemezsiniz, aklıma bir sarı gelir ki öylesine bir sarı değil hem hüzün hem huzur barındıran bir sarı gelir.Evlere çekilişler gelir, habersiz yağan yağmurlar, kendini hissettirmeden başlayan aşklar gelir, ağaçların havası değişir hani yeşillikleriyle en güzel zamanlarını yaşarlar da sonra hüzün çöker dallarına, bir bir düşürür yapraklarını ama onlar yine güzel gözlere, güzel bakışlara maruz kalırlar.Gövdelerinin altında milyonlarca resimler çekinilir ve başlıklar atılır resimlere SARI EYLÜL..SARI SONBAHAR.. İşte böylesine yine sevdirir kendini, yalnız kalmadıklarına şükrederler...
Peki biz Eylül'ü nasıl hissederiz; Evlerimizde küçük dokunuşlar yaparak, kıyafetlerimize eylüller katarak, içimizdeki duyguları şarkılara dönüştürerek belki de çok farklı hayat felsefeleri belirleyerek.Hayatımıza şekil verme zamanıdır, Eylül yeniden simgelendirme zamanıdır.
Eylül ayında evlenecekler belki eviniz çoktan hazır belki son anda yapılacak bu hazırlıklar ve yana yakıla mobilya tarzları, desenleri, nasıl oldukları hakkında araştırma içindesiniz işte bu noktada size küçük bir önerim olacak.Kelebek mobilya sonbahar sezonunu güzel açmış.Bizzat inceledim.Hem huzurlu sakin tonlar ağırlıklı kullanılmış, hem de zarif bir tasarımı var modern severlerin hoşuna gidecek tarzda.Evinizi sevdiğiniz gibi döşeyin neyi seviyorsanız onu koyun içine çünkü başkalarının düşüncelerine göre ev dizaynı yaparsanız içinde huzurlu oturamazsınız belki bütçeniz zevkiniz altında kalıyor ama zevk parayla değil buna hiç şüpheniz olmasın.Zevk sahibi insan minicik dokunuşlarıyla bile baştan aşağı harikalar çıkarabilir.Sadece hayal edin, kelebeğin mutlaka bir etkisi olacaktır.Herkese mutluluklar dilerim bir eylül gelini olarak, sevgiyle kalın, kelebeklerin ömrü uzun olsun ;)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






